Navbarı Gizle / Navbarı Göster
Yaprak sarmasını kabuğunu soyarak yemeye bayılıyorum. Evet ilk başta bana da tuhaf gelmişti bu fikir ama halen de garip geliyo zaten!

yarım kelime

Bu yazıyı  sitemkar, karamsar,hazsal ve bir sürü anlamda okumak manidardır. Belli bir olay örgüsü beklenmemesi iyi olur zira belirli aralıklar ve akla gelişlikler sonucu yazılmıştır. 
  Sana türkçe konuşmaktan vazgeçip yeri geldikçe gönülce,şirince,kendimce, sence ve bazen irince,hüzünce azıcıkta olsa pat çat kendimi anlatacak kadar bildiğim çok az yalanca konuştum.Ama en çokta özlemce ve dahi bir kereye mahsus hani yabancı dilde  olmazsa olmaz küfürce ve nefretce konuştum.. 
ve bir çok dilde.. hiç birinde yeterli değildim. Hepsi birer gevezeliğe kaçan kötü bir karga sesi edasıyla anlatılmış cümleler oldu sonu görünce. Hepsi olmasa da bir çoğu.. Canını yakmayı hiç istemedim. Bir kere yandık,yakıldık evet ama ikimizde.. Bu sana yetmemiş olsa gerek ki ( hoş gerçi ne gerek duydun onuda bilemedim) bana dokunuşunla keskinleştiğini sandığın o bıçağınla ; önce aşil hislerimi kesmeye çalıştın, sonra ayağa kalkmamı engellemiş olsan gerek ki bekledin bir müddet.. nasılsa kalkamaz diye.. Acı çekmelerin ise  kurbanlık koyuna acıyan kız çocuğu edasındaydı sanki. Yani bir daha hiç hatırlamayacağın cinsten! Öylesine benimsin ki gönderdiğim zaman bile gidemiyorsun benden aslında. Sadece düşe kalka bugünlere gelen yorgun ve tozlu ruhunun üzerindeki pislikleri bir anda temizleme çabasıydı gördüğüm can huraş halin. Otobüste yer vermekten korkan çocuğun var gücüyle camdan dışarı bakıp kimsenin kendisini göremeyeceği için rahatça yolculuğunu bitirme zannı kadar uzaklaşıyordun gittiğini zannettiğin zamanlarda.. Gülüyorum aslında bunları yazarken; pek çok insanın olmaya çalıştığı bu halimizi bir pamuk şekerine kanmış edasıyla kolayca harcamana. Yağmur ha yağdı ha yağacak bir havada. Duyguların bulutlardan önce yerle bir olmuş olsa gerek ki hep beklediğim havalarda romatizmal ruh sancılarım seninde sancılarına denk geliyor. Hiçte zor olmuyor bunu anlamak beni bu hastalığa sen alıştırdığından mıdır nedir!

HAYATIM BİR FİLM OLAMAZDI. ÇÜNKÜ KİMSE O FİLMİ ÇEKEBİLECEK KADAR ''BEN'' OLAMADI.

Her şey bir yana, kulağımdan tutup bir kenara çekmiş akıl verirken kendime orada olmayacak kadar haylazdım düşüncelerimde. Sen vardın her göz kırpışının karşılığında beyne çaktırılan şimşek şimşek yağışlarla.Abartma tozu katılmış her yalnızlık, gereksizce doldurulmuş kalabalıklardan daha iyi geliyordu. Sanki ''bu şekeri yersem orucum bozulur mu anne'' diyen çocuk masumluğuydu yüreğime vurulan demler.Nerden bilebilirdim ki tek kelimeye gizlediğin kara delik halini. Rüyaların arta kalan unutulamamış galerisinde her eser senden bir başyapıt, öyle paha biçilemez öylesine eşsiz ve bir o kadar kimsesiz. ''Her şey yapılabilir bir beyaz kağıtla'' diye başlıyordu şair tüm çaresizliğiyle.. Her şey beklenebilir senden içinde ben olmadık yanların hariç! Hıçkırarak gidemeyişin gibi.. Sonu getirilmedik cümleler kadar yavan ve hevesli bir ızdırabın filminde , sana giden tüm yollar yanlış yöne girilmiş tek şerit. Ve senden gelen her yanıt doğru soruya verilmiş yanlış cevap. Hayatımız bir film olabilir miydi bitmek nedir bilmeyen ?