Navbarı Gizle / Navbarı Göster

Avuçlandığı kadar suya kanmak

 Beni anlaman için anlattıkça, kendini arıyorsun anlattıklarımda..Kendini anlattıkça beni arıyorsun anlattıklarında.. Bir geç kalmışlığın erken uyanışında uyuya kaldık gün ortasında.Ve sen her geri gidişinde adımların anlamıyordu bu tersliği. Aslında biz hep kendi izlerimiz de kaybolduk. Senin beni ararken ki o anlamsız adımlarında ben bir mucizeyi arıyordum en doğru biçimde. Ne acı !

Yalanlar söyleriz doğrusuna kaçtığımız. Yalan saymak için yalansıyoruz bildiğimiz en doğruları oysa ki ! Bu işte bir senlik var diyorum, sen de ''sende de söyleyemediğim bir benlik'' ama hepsi o kadar! Tam karar olmasa da... Soyduğum nefesin en mahrem içe çekilmişlikleri hep sana çekilmiş içten içe ve tüm ahlar !
Şimdi kapımı çalmış kendini almaya geldiğini fısıldıyorsun,korkma bağır ya da sus aynı hepsi. Senin adın kadar yalnız şimdi her şey bu oda da. Al götür bulabildiğin ne varsa. Seni ben bile bulamaz, beni sen bile göremezken sımsıkı tutunmuşluğumuz, bir hayalin masturbasyonuna hizmetkar olmuş kısır doygunluk yargısındaki son savunmalardı. Seni yutkunduğum her kelime boğazımdan geçmiyorken üzerine bir yalnızlık suyu içmekle hayatta kaldığımı anlamak zorunda kalmış olmaksa bir sen umutlu nefes aldırıyordu yinede..